5 Mart 2016 Cumartesi

Ovar’da Konaklamayla Viyana Kuşatmasına Doğru

Sabah erkenden yola çıkıldı. Beş saat sonra Ovar’daki konak yerine varıldı. Yürüyüş baştan sona yol boyunca açıldı. Karşı yakadaki kıyılar, bu arada Komorn Adası her yanı ormanlarla kaplı sıra sıra tepeler halinde göz önünde uzanıyordu.


Yol üzerinde yakılmış bir köyden geçildi. İçinden geçimi yarım saat kadar sürdü. Sonra da küçük bir derenin üzerindeki köprüden geçildi. Bugünkü yürüyüşün son menziline varmaya daha üç saatten fazla bir zaman olduğu halde, yolun üzerinde öyle bir toz bulutu meydana gelmişti ki, insan yanı başında giden kimseyi bile açıkça seçemiyordu.


Konak yerine varıldığında Sadrazam henüz iki gün önce fethedilmiş bulunan Ovar Kalesini gözden geçirmek üzere yeniden atma binerek dolaşmağa çıktı.


Sonraki Gün Gattendorf’ta Konaklama


Gün ağarırken hareket edildi. Konak yerine doğru yapılan yürüyüşte yemek molası bile verilmedi. Sadrazam ana yoldan sola ayrılan ve olağanüstü güzellikteki bir araziden geçen yan bir yola saptı. Sağ taraftaki arazi ise derelerle doluydu. Ordu ağırlıklarının büyük kısmı bu taraftan gittiği için hayli güçlüklerle karşılaşıldı.


Bugün Hainburg palankasının zaptedilmesi buyruğunu almış olan deli Bekir Paşayla Kara Mehmed Paşa, bu yere ikindi üzeri hücum ettiler. Kale sıkı bir direnme gösterdiğinden, Paşalar, Sadrazama ulak gönderip top yollaması dileğinde bulundular. Sadrazam da hemen iki tane Kolombrine topu (2) yollattı. Ansk toplar daha yoldayken, güneş battığı sırada öteki taraftan ulaklar hem Kara Mehmed Paşayla Bekir Paşanın, hem de Sadrazamın atlı ulakları canlı tutsaklar ve kesilmiş kellelerle birlikte palankanın alındığı müjdesini getirdiler. Karşılıklı ateş altında hiç ara /ermeden saldıran Islâm askeri, taraf taraf geliştirdikleri bir hücumla kaleye girmişler.


Kalede bulunan savaşçılarla ileri gelenleri daha önce kaçmış bulunuyormuş. Yerinde yurdunda kalıp savaşa girmiş bulunan halkın hepsi kılıçtan geçirilmiş ve hisar işgal edilmiş. Sadrazamın huzuruna getirilen kelleleri toprağın üstüne yuvarladılar. Canlı olarak getirilen tutsakların da boyunları vuruldu. Bu müjdeyi getirenlere hil’at giydirilip bahşiş verildi. Sadrazam kalenin yakılıp yıkılarak yerle bir edilmesi buyruğunu yolladı. Fakat ulak yolda oyalandığı için, o daha menziline varmadan kale çoktan yakılmış, surları ve koca kapılarıyla birlikte yerle bir edilmiş bulunuyordu.


Burası büyük bir kale gibi güçlü ve iyi tahkim edilmiş zorlu bir palankaydı. Öyle ki, insan gücünün bütün imkânlarını kullanarak her çareye başvurmak suretiyle yapılacak yirmi günlük bir kuşatmaya bile rahatça karşı koyabilirdi. Ancak Allahın inayeti sayesinde gâvurların yüreğine öyle bir korku ve ürküntü düşmüş, Islâm askerinin dağı taşı tutan hücumu karşısında bu melunların akılları ve düşünceleri öylesine altüst olmuş ki, bir tek gün bile direnmeye cüret edemeyip İslâm ordusuna karşı savaşmak cesaretini bulamadılar. Bu suretle de yenilip yok edildiler. Cesur askerlerimiz de Allahın arzu ettiği zafere eriştiler.


Dış tahkimatı Van Kalesi’nden daha büyük daha güçlü olan bu palankanın içinde, dağ yüksekliğindeki bir kayanın üzerinde gökyüzüne fırlamış gibi duran ikinci bir palanka bulunmaktaydı. Van Kalesinin doruk burcundan daha heybetli, daha güçlü ve daha tahkimliydi.


Allaha şükürler olsun, bu güne kadar sağ yakada olsun sol yakada olsun fethedilip boyunduruk altına alınan kalelerle palankaların sayısı daha şimdiden yüzü geçmiş bulunuyor.


 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.