Bugünkü Kariye Müzesi (Çarşamba günleri kapalı) Chora Kilisesi olarak inşa edilmiş, adındaki “Chora’” eski Yunanca’dâ “kırsal alan” anlamına geliyor. Kilise, ilk inşa edildiği yıllarda Konstantin Surları’nın, yani sınırların dışındaymış. Theodosios Surları sınırları genişletilmiş ve Kariye’yi surların içinde bırakmış ama kilisenin adî değişmemiş. Bunun nedeni adının aynı zamanda ruhani bir anlam dit içermesi; Hz. İsa’yı ve Meryem Ana’yı yaşamın özü olarak tanımlayan mozaikler sayesinde buyası “yere ve göğe sığmayanın”, sınırların ötesindeki Hz. İsa’nın mekânı olarak kabul edilmiş.
Kilise
Burada ilk inşa edilen kilise büyük bir depremde yıkılmış. Şu an görmekte olduğunuz binayı 1077-1081 yıllan arasında İmparator I. Alexios Komnenos, kayınvalidesi Maria Doukaina için yeniden i yaptırmış, ancak kilise oğlu isaac Komnenos zamanında büyük bir mimari değişim geçirmiş. Haçlıların 1204-1261 yıllarındaki istilası sırasında harabeye dönen yapı, 1315-1321 yılları arasında kuzey koridoru, dış narteks ve bir parekklesion (yan şapel) eklenerek genişletilmiş. Kariye Müzesi’nin günümüze çok az bir değişim ve hasarla ulaşmış olması büyük bir şans.
Dışarıdan bakıldığında Kariye güzel, kubbeli bir Bizans yapısı ve göze şehirde göreceğiniz diğer benzer yapıdaki Bizans kilisesinden pek farklı gelmiyor. Ancak içeriye adım attığınız an bambaşka bir dünyayla karşılaşıyorsunuz. Duvarlarını süsleyen mozaik ve freskler kendisinden çok daha büyük olan Ayasofya’dakilerden bile daha fazla ve görkemli. Göz kamaştıran bu muhteşem eserleri borçlu olduğumuz kişi ise Bizanslı devlet adamı ve şair Theodoros Metokhites (1270-1332). İmparator II. Andronikos Paleologos’un zengin ve güçlü danışmanı sadece binanın yaratılmasına maddi destek vermekle kalmamış, aynı zamanda garip şapkalı bir görüntüsünü Hz. Isa’nın da resmedildiği bir mozaiğe ekletmiş. Birçok saray gözdesi gibi Aietochites de III. Andronikos Paleologos büyükbabasının tahtın ele geçirdiğinde gözden düşmüş; Bugün Yunanistan’a ait Evros yakınlarındaki Didymoteichon’a (ikiz Duvar anlamında) sürüldü. Şehre ancak 1330 yılında dönebilmiş! Adını Theoleptos olarak değiştirip ömrünün sonuna kadar kilisesinde rahip olarak yaşamış.
1511 yılında kilise Sultan II. Bayezid’ın sadrazamı Ali Atik Paşa tarafından mihrab ve minare eklenerek camiye çevrilmiş. Bu dönemde mozaik ve fresklerin üzeri beyaz badana ve alçıyla kaplanmış. Tüm bu eserler 1948-1958 yılları arasında Amerikan Bizans Enstitüsü tarafından yürütülen çalışmalarla ortaya çıkarılmış. Bu çalışmalarda görev alan Paul A. Undervvood mozaikler hakkındaki tüm bilgileri “Kariye Camii” adlı dört ciltlik eserinde toplamış. Cami 1947’de müze haline getirilmiş.
Dış Narteks
Aslında Batılı ziyaretçiler Kariye Müzesi’inde dış narteksteki mozaiklerde betimlenen hikâyelere kendi kiliselerinden aşinadır. Örneğin Bebek İsa’yı ziyarete gelen Üç Müneccim (Baltazar, Melkiorve Gaspar adındaki bilge ya da kâhin adam), Herod’un Masumların Katledilmesi niyetini öğrendikten sonra Meryem ve Yusuf’un Mısır’a Kaçışları son derece canlı bir şekilde tasvir edilmişler.
Şeytanın Çölde İsa’yı Günaha Davet Etmesi’nin anlatıldığı betimleme gruplarının en büyüleyici olanları üst tonozlardan birinde dört ayrı mizansen şeklinde görülebilir: Şeytan İsa’dan Tanrı’nın oğlu olduğunu ispat etmek için önce taşları ekmeğe çevirmesini sonra da Kudüs’teki bir kuleden kendini aşağı atmasını istemiş. Son olarak onu ikna etmek için sadece kendisine tapması durumunda sonsuz zenginliği vaad etmiş. İsa’nın gençlik dönemine ait bu bölümde Vaftizci Yahya Ürdün Nehri kenarında insanlara İsa’yı tanıtıyor.
Mozaikler
İncil’i iyi bilen ziyaretçiler iki nartekste (koridorlar) yer alan mozaikleri kolayca tanıyabilirler. Eski Yunanca yazıtlarda mozaiklerin hikâyeleri ile ilgili önemli ipuçları veriyor. Kariyefyi gezmek biraz ilginç, iç ve dış narteksteki tasvirler çok fazla ve belirli bir sırayı takip etmiyor. O yüzden iki narteks arasında gidip gelmeniz lazım. Dışa taşmaya iç narteksin en sonundan başlayın. Burada Meryem Ana ile ilgili bölümler var. Meryem Ana’nın 15 krala ve Davud’a kadar olan soyağacını tasvir eden mozaikler kubbede yer alıyor. Sonra dış nartekse geçin ve Hz. İsa’nın hayatıyla ilgili detayları inceleyin. Ardından tekrar iç nartekse geçin ve naoso (nef) girmeden önce sağ kolda bulunan dev Hz. İsa mozaiğine ve onun çevresindeki Hz. İsa’nın mucizelerini gösteren detaylara bakın.
Hz. İsa burada mucizeleriyle kör, sağır, cüzzamlı çok sayıda insanı iyileştiriyor. Kubbede ise Isa’nın Adem’den Yakup’a kadar olan soyağacını tasvir eden betimlemeler yer alıyor. Naos’taki üç mozaiği gördükten sonra Parekkleslon İle turunuzu tamamlayın.
Yabancı turistlerin aşina oldukları arasında İsa’nın mucizelerinden sahneler de var: Ekmekler ve balıklar, Kana’daki şarap, kör ve topal bir adamı iyileştirmesi. Bununla beraber İncil’in Ortodoksluğa özgü yorumlarındaki farklılıklarda göze çarpıyor: Örneğin İsa’nın Doğumu’nu anlatan sahnede Batı versiyonlarında yer almayan yeni doğmuş İsa’ya banyo yaptıran kadınlar görüyorsunuz. Müzedeki resimler dönemin giysi ve mobilyalarını yansıtmaları bakımından da ayrı bir önem taşıyor; örneğin Metokhites’in garip şapkası ve vergi toplayan Suriyeli Vali Cyrenius’un frapan kıyafetleri sadece o dönem için değil bugün için bile son derece ilginç.
İç Narteks
Hz. İsa’nın hayatındaki belli başlı olayları tasvir eden bu mozaiklerin ilki Meryem Ana’nın doğuşunu ve yaşlı anne babası Anne ile Joachim’i anlatıyor. Ziyaretçilere ilginç gelense Kari-ye’de Hz. İsa’nın ölümü, çarmıha gerilmesi ya da yeniden dirilişi hakkında herhangi bir tasvirin olmamasına karşın Yeniden Diriliş sahnesinin sadece Parekklesion’daki fresklerde anlatılması. İç narteksin kubbesinde İsa’nın Adem’den Yakup’a, Meryem Ana’nın ise 15 krala ve Davut’a kadar olan soyağacını tasvir eden betimlemeler yer alıyor.
Meryem Ana’nın hayatını anlatan sahnelerin bir kısmı görmeye alışık olduklarımızdan oldukça farklı. Örneğin bir tanesi Meryem Ana’yı bir melek tarafından beslenirken gösteriyor. Bir başka mozaikte Meryem Ana’nın on iki taliplisinin asaları önünde duruyor. Yusuf a ait asa yeşerince Meryem’i alan Yusuf oluyor. Diğer talipliler Yusuf un arkasında duruyor.
Naosa girmeden önce iç nartekste sağ taraftaki dev mozaiğe göz atmayı unutmayın, muhteşem bir İsa tasviri göreceksiniz. Bu tasvirin Sultanahmet’teki Büyük Bizans Sarayı’nın bir bölümü olan Khalke’nin girişinde bulunan Deesis ikonunun bir kopyası olduğuna inanılıyor. İsa’nın sağında yer alan Meryem Ana’nın ayaklarının dibinde resmedilense kilisenin yeniden yapılanmasında başrol oynayan prens Isaac Komnenos.
Naos
Kilisenin naosu (ibadetin yapıldığı bölüm) birbirinden güzel mermer panellerle dekore edilmiş. Tek bir mermer tabakasının ikiye bölünüp daha sonra yan yana konması tekniği Ayasofya’da da uygulanmış. Burada göreceğiniz üç mozaik pano nartekslerde yer alanlar kadar önemli.
Girişin hemen üzerindeki büyük bir pano Meryem’in Ölümü’nü (Koimesis) anlatıyor. Meryem’in arkasındaki İsa’nın tuttuğu bebekse Meryem’in ruhunu temsil ediyor. İsa’nın üzerinde altı kanadıyla daha çok bir çiçeği andıran serafim isimli melek resmedilmiş.
Parekklesion ve Freskler
Parekklesion, kiliseden bağımsız bir bina hissi veriyor ziyaretçilerine. Burada gömülü olan sekiz kişinin kim oldukları kesinlik kazanmamış ancak bir tanesinde Metochites’in dostu Mihail Tornikos’un ve karısının, bir diğerinde ise evlilik yoluyla Metochites’in akrabası olan Prenses irini Raoulina Palaeologina ve Despot Demetrios Doukas Angelos Paleologos’un yattığı biliniyor. Kuzey duvarındaki mezarın ise Metochites’in son istirahatgahı olduğuna inanılıyor.
Naostaki ve nartekslerdeki mozaikler gözlerinizi kamaştırdıysa parekklesionda bulunan freskleri de çok beğeneceksiniz. Genel olarak pastel renkler ile siyah ve beyazın tezadından oluşan freskler muhteşem.
Parekklesion’a girer girmez apsiste Anastasis’in (Diriliş) etkileyici bir anlatımını göreceksiniz. Ortada duran İsa, eliyle Adem ile Havva’yı lahitlerinden çıkartıyor. Ayaklarının altında uzanan kırık Cehennem Kapısı’nda elleri bağlı şeytan görünüyor. Beyaz sakallı Adem’in arkasında Vaftize! Yahya ve doğruluklanyla bilinen krallar Davut ile Solomon duruyor. Havva’nın arkasında Abel ve dürüst insanlar tasvir edilmiş.
Parekklesion’da ilgi çeken bir diğer kompozisyon tavan tonozunda göreceğiniz Son Yargı (Deesis) tasviri. Karar vermek üzere sağında iyilik dolu ruhlar ve solunda da lanetlenmiş olanlarla oturan İsa’yı betimleyen fresk ikon uzmanlarının da gözdesi. Sol tarafında, altta göreceğiniz kırmızı leke cehennemi ve suçluları bekleyen ateş nehrini simgeliyor. İsa’nın hemen altında Adem ve Havva, O’nun ikinci kez gelişine kadar boş kalacak olan tahtın önünde diz çökmüş olarak resmedilmiş. İsa’nın üstünde ise cennet bir meleğin sırtında yükselen dev bir beyaz salyangoz olarak sembolize edilmiş.
Kubbede, harika bir Meryem ve Çocuk İsa tasviri var. Bu fresk koyu mavi bir zemin üzerinde, Bizans tarzı kıyafetler içinde canlandırılmış meleklerle süslenmiş. Kubbe pandantiflerinde ise dört şair İncil yazan var. Bu azizlerin adlan: Şamlı Kosmos, Yusuf, loannis ve Theophanos.
Annslasls’ln alımda siyah beyaz dini giysileriyle doğu kilisenin azizleri sıralanmış: Aziz Athanasios, Aziz loannls Hrtsostomos (Altın Ağızlı Yuhanna), Aziz Vassilios, Miralı Aziz Nikolaos (diğer adıyla Noel Baba), Teolog Aziz Gregorlos ve İskenderiyeli Aziz Kyrilos.
Fethiye Müzesi
Çevrede aynı zenginlikte dekore edilmiş başka kiliseler de var, ancak Kariye’nin görkemli mozaikleri diğer kiliselerdekini göz ardı etmenize neden olabilir, önce Draman sonra da Fethiye Caddesi’nde yapacağınız kısa bir yürüyüş sizi Kariye’deki kadar çok olmamakla birlikte mozaiklerin bulunduğu bir başka mekâna, Fethiye Müzesi’ne ulaştıracak.