Küreselleşme kavramı 2000’li yıllardan sonra hayatımıza giren ve toplumları, ülke ilişkilerini ve kültürlerini derinden etkileyen bir kavram olarak girdi. Sözlük anlamına bakacak olursak dünya üzerinde yaşayan devletlerin ve halkların bir bütün şeklinde, dünya üzerindeki her şeyin tek olarak kabul edildiğini görürüz. Bununla birlikte küreselleşmenin, sonuçta tek bir dünya yaratmaya yol açmadığını, birleştirici olmanın yanında yıkıcı olduğunu, bütünleştirici olmakla beraber parçalayıcı nitelikler taşıdığını, böylelikle çelişkili bir süreç olduğunu belirtmekte yarar vardır.
Küreselleşme bir yandan devletleri dönüştürürken, bireyleri de dönüştürmektedir. Devletler birbirine benzer daha doğrusu evrensel kabul edilen değerleri benimsemeye teşvik edilirken, bireyler de yaşam biçimleri, tüketim alışkanlıkları ve beklentileri ile belli bir kültüre olan aidiyetlerinden kopartılarak, küreselleşmenin tek bir mekân haline getirdiği dünya köyünün bireyleri haline getirilmektedir. Birçok araştırmacıya göre, bu süreç sanayi devrimiyle başlamış olup, ülkelerin birbiriyle daha sıkı iletişim halinde olabildiği 20.yy’da artarak devam etmiştir. Bu olgu, basit anlamda gelişen teknolojinin ve üretimin sonucunda, insanların kendi coğrafyasına sıkışık kalmayıp, diğer dünya halklarıyla iletişimde ve alışverişte olduğu bir sistemdir. Tanım dolayısıyla ilk karşılaşıldığında oldukça faydalı olduğu düşünülen küreselleşme detaylarına inildiğinde ise birçok kültürün kaybolmasına, insani değerlerin kapitalist sistemin içerisinde yitip gitmesine sebep olmuştur.
Her ülkenin diğer ülkelerin topraklarında fabrika açabilmesiyle, özellikle yabancı sermayenin devlet bünyesine katılmasıyla beraber, ekonomik olarak az gelişmiş olan ya da gelişmekte olan ülkeler bu durumdan en fazla zararı görmüştür. Şöyle ki, bilindiği üzere uzak doğu da ve Afrika’da işgücünün ucuz olmasından ötürü, Amerika ve Avrupa’daki dev şirketler, bu iş gücünden yararlanmak adına açtıkları fabrikalarda, insan onuruna yakışmayacak ücretlerde işçiler çalıştırmaktadır. Belki de küreselleşme kavramının en çok zararının görüldüğü nokta işte bu noktadır: işgücü. Bir diğer konu ise her ne kadar, her an her yerdeki bilgiye, kültürel ve sanatsal akımlara elimizdeki bilgisayarlar sayesinde ulaşıyor olsak da, bu kolaylık uzun süreçte her zaman halkların kültürel bütünlüğüne yararlı olmamaktadır. İzlediğimiz tüm Amerikan dizileri, Hollywood yapımları bir şekilde alt benliğimize ulaştığı için, kendi öz dokumuzu kaybetmenin eşiğinde bulunuyoruz. Tüm bu negatifliklerden ötürü, küreselleşme bir noktaya kadar dünyanın her yerine rahatlıkla ulaşabilmemize, tüm devlerin birbiriyle iş gücü, sermaye ve kültür paylaşımına olanak sağlıyor da uzun zaman aralıklarında sanılanın aksine yarardan çok zarar getirmektedir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.